KIYAMET GÜNÜ
Kıyamet günü1 Kıyamet günü2 Kıyamet günü3 Kıyamet günü4 Kıyamet günü5 Kıyamet günü6 ORUC - »»»-(¯`v´¯)-» DİNİMİ ÖĞRENİYORUM »»»-(¯`v´¯)-» - Blogcu



BYHAKTAN
114/15: De ki: Sığınırım insanların Rabbine, insanların Melîkine, insanların İlâhına; o sinsi aldatıcı şeytanın kötülüğünden. Öyle bir şeytan ki, insanların gönüllerine şüphe ve kuruntu verir. Cinlerden de olur, insanlardan da.

NAMAZ VAKİTLERİ
SON YAZILARIM
4.SALAVAT-I ŞERİF
KADIN VE ERKEĞİN BİRBİRİ ÜZERİNDE OLAN HAKLARI...!
ALLAH(CC)
BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN...!
RAMAZAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN...!
KADIR GECESİ
ESMA KARDEŞİMİZDEN...
FLASHLAR
3.SALAVAT-I ŞERİF HATMİ
ŞEHR-İ RAMAZAN
ORUÇ
ORUCU BOZAN ŞEYLER
ORUCU BOZMAYAN ŞEYLER
ORUÇ ÇEŞİTLERİ
KUTUPLARDA ORUÇ VE NAMAZ
ORUÇ KEFFARETİ
KİMLER ORUÇ TUTMAZ?
3.SALAVAT-I ŞERİF
2.SALAVAT-I ŞERİF HATMİ
ALLAH’IN KUTLU ELÇİLERİNE SAYGI
HASET
2.SALAVAT-I ŞERİF
İBADET EDEN MUTLU OLUR
1.SALAVAT-I ŞERİF HATMİ
KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN...!
KURAN-I KERİM
SOHBET KÖŞESİ

BANNERIM
Sitenize Eklemek için

ARKDAŞLARIMIN BANNERLARI

byHaktan


byHaktan


Nasibim

igra


SAHRE FM™
REKLAM

12/9/2007 - ŞEHR-İ RAMAZAN

Kategori: ORUC

7_1.jpg 

ŞEHR-İ RAMAZAN

 

Bütün karanlıkları en ücra zaman dilimlerinde bile yakalayıp aydınlatan yüce Kur`an, Fahr-i Kâinat Efendimizin (s.a.v.) en büyük mucizesi olarak, Ramazan ayında yeryüzünü aydınlatmaya başladı. Yüce Resul, peygamberliğinin ilk yıllarında olmasına rağmen, kâinatın bu en büyük hâdisesini hisseder ve onu, farz olmadığı halde, haftada iki gün oruç tutmakla tes`id ederdi. Efendimiz (s.a.v.) pazartesi günlerini Kur`an`ın inzalinin başladığı gün olarak, persembeyi`de Kur`an`ın bütün insanlara tebliğ ve ilânına, yani açıklanmasına izin verildiği gün olarak her an gönlünde yaşatır ve o günleri oruçlu geçirirdi.

Çünkü oruç, nefsin Allah adına dünyayı ve zevkleri terk etme sanatıydı. Gönüllere mânâ âleminden açılan ziyafet sofrasının zevki de, ancak nefislerin teslim olup secde ettiği oruçlu anlarda yaşanabilirdi .
Mekke`de on iki yıl akıl almaz kahırların, sıkıntılı günlerin elemlerini, Fahr-i Kâinat Efendimiz (s.a.v.) orucun bu sonsuz sırrı içinde yok ederdi. O yıllarda yine pazartesi ve perşembe günleri olmak üzere, sadece çok yakınlarına oruç tutmalarını söylemişti. Ve nihayet Medine`nin huzur dolu günleri başladı. Ne çare ki şerler, âlemlerin Efendisine (s.a.v.) orada da rahat vermiyor ve gönüllerde açan iman çiçeklerine gölgeler düşürmek istiyordu. Efendimiz`in (s.a.v.) çok ince ve hikmetli dualarına nihayet İlâhi cevap geldi:

"Oruç tutunuz!"

Ve oruç âyetleri nazil olmaya başladı. Allah, oruçla beraber İslâm dünyasına ve dolayısıyla insana verilen sonsuz mucize hikmetlerini göstermek için, ilk Ramazan ayında Bedr mucizesini lütfetti. Bütün müşrikler, ilk oruçlarının henüz ilk yarısını tamamlamak üzere olan müminlere saldırdılar. Fakat orucun sırrı ile yıkanmış, gönülleri mânâ nuru île dolu bir avuç islâm mücahidinin dizleri dibinde topyekûn eriyiverdiler.

Yüce Rabbimiz, İslâm`ın bir bakıma kurtuluş ve kuruluşunu temsil eden Bedr`in zafer meşalesini yakmasıyla:
"Gönüllerin önündeki nefs perdesini orucun teslimiyet ateşiyle yakın kî, size mânâdan fetihler müyesser edeyim" demek istemişti.
Alemlerin en yüce varlığı Fahr-i Kâinat Efendimiz (s.a.v.) Ramazan ayının hazzını öyle derinlerde yaşardı ki, koca mübarek ayın bir saniyesini dahi telef etmez, boşa geçirmezdi.

Orucun bu kadar ince mânâ sırrı acaba nereden geliyordu?
"Ben arza, semâlara ve arşa sığmam, ancak tertemiz olmuş bir müminin gönlüne sığarım" hikmetini seyretmenin "arınmışlık" şartıyla olan paralelliğini bildirmektedir. Bu arınma ise, gönül penceresi önündeki iki kalın perdenin kaldırılmasına bağlıdır. Bunlardan biri yeme-içme, diğeri ise cinsî duygulardır. Mühim olan bu duygulardan temelli kopmak değil, o duyguları belli bir süre için Allah adına durdurabilmektir. Ömür boyu çabalayıp bir türlü açamadığımız "nefsin kasası"nın gizli şifrelerini elde etmenin en emin yolu da budur.

Nefsin bizi mânâ âleminden mahrum etmek için kurduğu her türlü tuzağı bozmak, orucun en önemli hedefidir. Zaten oruç tutanın davranışlarına ait şeriatın getirdiği hükümler, bu söylediklerimizi açıkça ortaya koyar.

Orucun "mânâ"dan kaynaklanan bir sır olduğu, orucu ilk tutanlarca bile kolaylıkla fark edilir. Oruçlu bir insan az besin ve enerji aldığı için, duygu melekeleri zayıflaması gerekirken aksine güçlenir. Daha iyi koku almaya başlar. Kulakları ve gözleri, tok halinden daha hassas ve aydınlıktır. Çünkü insan, beynin hücrelerinden emir almaz, ruhun güçlü himayesine girer. Zaman içerisinde oruçtan gelen bu yücelmenin ve mânâdan gelen sezgilerin sırrı daha da derinleşir. Bir mümin, kendisini Allah`a götüren yolda kalbine ve ruhuna diken gibi batan dünya ihtiraslarının çirkinliğinden sıyrılır. Daha önceleri her attığı adımda ızdırap çekerken, oruca devam ettikçe koşar adımlarla mânâya yaklaştığını fark eder. Bir süre sonra da gündüz Allah için yememenin, akşam da Allah için yaşamanın ayrı bir haz olduğunu sezer. Zaten kulluğun sırrı da yemek, içmek, hevesler peşinde koşmakta değil, yaptığı herseyi Allah için yapmaktadır. Yine Ramazan`ın sırrı içinde sırf hayır yapmak ve kimsesizlere el uzatmak için para kazanırsa, Allah`ı (c.c.) ne kadar hoşnut edeceğini sezer. Bu noktadan baktığımızda, İslâmiyetin hiçbir dinde olmayan muhteşem bir sırrı ortaya çıkar: Hayat, Allah`ın emrettiği bir vazife olarak sürdürülmelidir. Bunun en iyi sezilebileceği ibadet ise oruçtur.

Bu güzel ibadet, bizim dört temel unsurumuza birden ayrı ayrı hayat veren bir sırra sahiptir.

l- Orucun ruha verdiği hayat hazzı:
Ruhumuz, ruhlar âleminden gelip bedene haps olunca, dünya sıkıntıları içinde kıvranan nefsin ızdırabını çeker. Çok iyi tanıdığı gerçek güzellikler dururken, kırılmaya mahkûm bir oyuncaktan farksız olan dünyanın peşinde koşturmak ona çok ağır gelir. Oruçla terk edilen yemek-içmek lezzeti, birden insanı meleklerle aynı özelliğe kavuşturur ve ruh bir anda yücelerek âdeta sıla hasretinden kurtulur. Kendi yurdunda yaşıyormuşçasına mutlu olur.

2- Orucun kalbe verdiği haz:
İlâhî sevda ile soluma arzusuyla yanıp tutuşan kalp, nefsin kirli perdesi altında kıvranmaktan bir türlü "hay" sırrına kavuşamamaktadır. Bu yüzden de neticede bütün ışıkları söner ve karanlık bir kuyuda kaybolur gider. Oruç başladığı zaman kalp, özünden aralanan nefis perdesinin ardından İlâhî güzellikleri seyretmeye başlar ve yavaş yavaş canlanarak hazların en güzeline erişir.

3- Orucun nefse verdiği nimetler:
Bütün ihtiras ve şaşkınlığına rağmen bu huyundan en şikâyetçi olan yine bizzat nefsin kendisidir. Ne kadar çılgınlık yaparsa yapsın, mutlu olamaz. Çünkü mutlu olmak için kullandığı ihtiras, aslında mutsuzluğun temel sebebidir. İşte nefs, Ramazan`da hırslarına vurulan oruç gemiyle bu gerçeği anlar ve mutsuzluğun kendinden doğduğunu bilerek, yavaş yavaş gerçek mutluluğa doğru koşar.

4- Orucun bedene verdiği nimetler:
Oruç bedenin zindeliği ve sağlığı için tam bir altın reçetedir. Ana başlıklar halinde özetlersek:

a- Kalbin önündeki sıvı barajını azalttığı için, su içmemekle kalbe mutlak bir istirahat sağlamış olur.

b- Oruç, özellikle küçük tansiyonu mutlaka düşürdüğü için, dolaşım sisteminin en iyi sakinleştiricisidir.

c- Kan içindeki besin artıklarını özellikle orucun son saatlerinde tamamen yok eder ki, bunların başında yağ artıkları (Lipit kolesterol) gelir.

d- Oruç, ömür boyu kesiksiz çalışan sindirim sistemi hücrelerinin revizyonu için bulunmaz bir fırsat sağlar. Böylece Ramazan`da mide ve bağırsaktaki bir çok aksaklıklar giderilmiş olur.

e- Sindirim salgı bezleri, bir aylık nefis bir tatilden sonra daha randımanlı çalışmaya başlar.

f- Cinsî fonksiyonlara karşı konan sınırlama sebebiyle, hipofiz salgı bezi istirahate sevk edilerek ahenkli bir hormonal denge elde edilir.

g- Oruç, hücre arası suda nisbî bir azalma sağladığı için, hücrelerin biyosentez olayını kolaylaştırır.

h- Orucun hücre uyarıcı tesiri, inanan inanmayan bütün batılı ilim çevrelerince de kabul edilmektedir. Hatta kronik kanser vakalarında vücutta biriken zehirleri atmak için aralıklı oruç uygulamaları yapılmaktadır.

ı- Orucun en büyük hizmeti ise bizzat karaciğer hücresinedir. Hatta Ramazan yaklaştıkça karaciğer hücreleri manâ telefonuyla "Ramazan ne zaman?" diye haberleşip dururlar. Ömür boyu kesintisiz çalışan ve birbirinden farklı pek çok biyolojik görevleri bulunan bu hücreler, ancak Ramazan`da bir soluk alma şansına sahiptir. Çağımızın insanı artık karaciğerin önemini anlamış ve elinde karaciğer tahlil kâğıtlarıyla dolaşıp durur olmuştur. Buna karşılık karaciğer hücrelerinin "gayesiz dolaşıp durma, oruç tut" dediğini işitmezlikten gelir.

Cenab-ı Hak, nimetlerin en güzelini, ibadet formülü içinde Fahr-i Kâinat Efendimiz`in (s.a.v.) ümmetine lütfetmiştir. İnşaallah en kısa zamanda bu ülkede orucun nimetinden faydalanmayan kimse kalmayacak ve Rabbimiz, ilk oruçlulara ihsan ettiği Bedr zaferinin bir numunesini, İnşaallah bu kullarına da nasip edecektir. Hepinizin Ramazan`ınızı, Efendimizin (s.a.v.} ümmetliğine lâyık bir biçimde geçmesi dileğiyle tebrik ediyorum.

Onk. Dr. Halûk Nurbâki


Yorumlar (3) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

12/9/2007 - ORUÇ

Kategori: ORUC

İslâmın beş şartından dördüncüsü, mübârek Ramazan ayında, hergün oruç tutmaktır. Oruç, hicretten onsekiz ay sonra, Şa'bân ayının onuncu günü, Bedr gazâsından bir ay evvel farz oldu. Ramazan, yanmak demektir. Çünkü, bu ayda oruç tutan ve tevbe edenlerin günâhları yanar, yok olur. Ramazanda oruç tutmak akıl bâlig olan her müslümana farzdır.

Orucun farzları

1- Niyet etmek,

2- Niyeti ilk ve son vakitleri arasında yapmak,

3- Fecr-i sâdık, ya'nî tan yeri ağarmasından, güneşin batmasına kadar olan zaman [ya'nî şer'î gündüz] içinde, orucu bozan şeylerden sakınmaktır.

Ramazanın girişi

Hadîs-i Şerîfte, (Ayı görünce oruç tutunuz! Tekrar görünce, orucu bırakınız!) buyuruldu. Bu emre göre, Ramazan ayı, hilâlin [yeni ayın] görülmesi ile başlar. Hilâli görmeden önce yapılan hesâb ile, takvîm ile başlamak câiz olmaz.

Şa'bân ayının otuzuncu gecesi, güneş gurûb edince, hilâli aramak vâcib-i kifâyedir. Oruç, fecrin ağarmasından, güneş batıncaya kadar, yemeyi, içmeyi ve cimâ'ı terketmektir.

Orucun niyet vakti

Bir gün evvel güneş batmasından, oruç günü (Dahve-i kübrâ)ya kadar, Ramazan orucuna kalb ile niyet etmek de farzdır. Belli gün olan adak orucunun ve nâfile orucun niyet zamanı da böyledir.

Hergün ayrı niyet etmek lâzımdır. Ramazan orucuna niyet ederken, Ramazan demeyip, yalnız oruç demek veya nâfile oruç demek de câizdir. Dahve-i kübrâ vakti, oruç müddetinin ya'nî şer'î gündüz müddetinin yarısıdır ki, zevâl vaktinden öncedir.

Fecr, ya'nî imsâk vaktinden evvel niyet ederken, (Niyet ettim, yarın oruç tutmaya) denir. İmsâktan sonra niyet ederken, (bugün oruç tutmaya) denir. Ramazan-ı Şerîf orucu, her müslümana farz olduğu gibi, tutamıyanların kazâ etmeleri de farzdır. Kazâ ve keffâret orucuna ve mu'ayyen olmayan adak oruçlarına fecrden sonra niyet edilemez.

Yorumlar (yok) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

:: Önceki Sayfa

VEDA HUTBESİ

(9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M. Cuma) Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi'nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitabetti.

Bismillahirrahmanirrahim

"Hamd Allah'a mahsustur.
O'na hamdeder,
O'ndan yardım isteriz.
Allah kime hidâyet ederse,
artık onu kimse saptıramaz.
Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez.
Şehâdet ederim ki;
Allah'dan başka ilâh yoktur.
Tektir, eşi, ortağı,
dengi ve benzeri yoktur.
Yine şehâdet ederim ki,
Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür.
" Ey Nâs!
Sözümü iyi dinleyiniz.
Bilmiyorum,belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak bir daha berâber olamayacağım.
İnsanlar!
Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün,
bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay,
bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise,
canlarınız,mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece mukaddestir;
her türlü tecâvüzden masûndur.
Ashâbım!
Yarın rabbınıza kavuşacaksınız.
Bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız.
Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız.
Bu vasiyyetimi burada bulunanlar,
bulunmayanlara bildirsinler.
Olabilir ki,bildirilen kimse,
burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak hıfzetmiş olur.
Ashâbım!
Kimin yanında bir emânet varsa,
onu sâhibine versin.
Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır,
ayağımın altındadır.
Fakat aldığınız borcun aslını ödemek gerekir.
Ne zulmediniz,
ne de zulme uğrayınız.
Allah'ın emriyle bundan böyle fâizcilik yasaktır.
Câhiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır.
İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib'in oğlu amcam Abbas'ın fâiz alacağıdır.

Ashâbım!

Câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır.
Kaldırdığım ilk kan davası,
Abdülmüttalib'in torunu (amcalarımdan Hâris'in oğlu)
Rabîanın kan davasıdır.

Ey Nâs!

Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim.
Siz kadınları Allah'ın emâneti olarak aldınız.
Onların nâmus ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz.
Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır.
Sizin kadınlar üzerindeki haklarınız,
âile nâmusu ve şerefinizi kimseye çiğnetmemeleridir.
Eğer onlar sizden izinsiz râzı olmadığınız kimseleri âile yuvanıza alırlarsa,
onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz.
Kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise,
örfe göre her türlü (meşru ihtiyaçlarını),
yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

Mü'minler!

Size iki emânet bırakıyorum.
Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız.
Bu emânetler,Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir.

Ey Nâs!

Devâmlı dönmekte olan zaman,
Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü duruma dönmüştür.
Bir yıl, l2 aydır.
Bunlardan 4'ü Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep hürmetli aylardır.

Ashâbım!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden nüfûz ve saltanatını kurma gücünü ebedî olarak kaybetmiştir.
Fakat size yasakladığım bu şeyler dışında,
küçük gördüğünüz şeylerde ona uyarsanız,
bu da onu sevindirir.Ona cesâret verir.
Dininizi korumak için bunlardan da uzak kalınız.

Mü'minler!

Sözümü iyi dinleyin,
iyi belleyin.
Rabbınız birdir,babanız birdir.
Hepiniz Âdem'densiniz,
Âdem de topraktan yaratılmıştır.
Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur.
Allah katında üstünlük, ancak takvâ iledir.
Müslüman müslümanın kardeşidir.
Böylece bütün müslümanlar kardeştir.
Gönül hoşluğu ile kendisi vermedikçe,başkasının hakkına el uzatmak helâl değildir.
Ashabım!
Nefsinize de zulmetmeyin.Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.
Bu nasihatlarımı burada bulunanlar,bulunmayanlara tebliğ etsinler.

Ey Nâs!

Cenâb-ı Hak Kur'an da her hak sahibine hakkını vermiştir.
Mirâsçı için ayrıca vasiyyet etmeye gerek yoktur.
Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa,ona âittir.
Zina eden için ise mahrûmiyet vardır.
Babasından başkasına soy(neseb)iddiâsına kalkışan soysuz,yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör,
Allah'ın gazabına,meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın.
Cenâb-ı Hak böylesi insanların ne tevbelerini ne de adâlet ve şâhitliklerini kabûl eder.

Ashabım!

Alllah'tan korkun,beş vakit namazınızı kılın,Ramazan orucunuzu tutun,malınızın zekatını verin,âmirlerinize itaat edin.
Böylece Rabbınızın Cennetine girersiniz.

Ey Nâs!

Yarın beni sizden soracaklar,ne dersiniz?
Ashâbı kiram: - Allah'ın dinini teblîg ettin,vazîfeni hakkıyla yaptın,bize nasihat ve vasiyette bulundun,diye şehadet ederiz,dediler.
Rasûlüllah(s.a.s.)mübarek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırdı,
cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa:
Şâhid ol Yâ Rab!
Şâhid ol Yâ Rab!
Şâhid ol Yâ Rab!buyurdu.

byHaktan

www.byhaktan.blogcu.com

 
MENÜ
Ana Sayfa
Profilim
Arşivler
Giriş Sayfası Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
byHaktan
SALAVAT KUMBARASI
SAHRE FM
TAKVİM - SAYAÇ
ESMAÜL HÜSNA
GÖRÜNTÜLÜ HATİM ÖZEL
sfm ilhan Tok
sfm Kabe İmamları
sfm Abdul Samed
sfm SIddIk Minsevi
sfm Fatih Çollak
SON YORUMLAR
selevati şerif
hey
buda benim yorumum
peygamberimiz
merhaba
salavat
dualar
salavat
sselavat
SALAVAT
ARKADAŞLARIM
munu
igra
ibretlik
mnelam
cennetkokusu
berkoz
agustosyagmuru50
hayatingercegi
corcianaz
nasibim
arzuaytur
kadifece
asu78
asu42
mansurilhanyakar
cennetulhuri
yesilpencere
kbveasu
mnelam1
rufeydem
bymerocan
gulkokulum
esmalal
1001kopru
guleferman
mavigunce
teknorc
ALLAH'IN SEVMEDİKLERİ
ZALİMLER
KAFİRLER
BOZGUNCULAR
KİBİRLİLER
SERVETTEN ŞIMARIP AZANLAR
HAİNLİK EDENLER
İSRAF EDENLER (CİMRİLİK)
KATEGORİLERİM
BİR HADİS-BİR DUA


TASARIM
bu şablonu byHaktan hazırlamıştır. sayfa themesi sadece byHaktan a aittir.
© 2007
NurluYuz Dini100.Net Toplist www.gencturkler.biz Toplist Siteni Ekle - Bedava Hit - Kral Oyun - knightonlinekoxp - komik videolar - minik peri oyunu yeniListe.com
mirc
UzmanWeb.Net Toplist Image Hosted by ImageShack.us Sitesitesi.NET Bulma motoru Kişisel