MALLARDA YOKSULLAR İÇİN HAK VARDIR51/19: Onların mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı.30/38: Akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver. Allah'ın hoşnutluğunu dileyenler için bu daha hayırlıdır.17/30: Allah kiminize kiminizden daha çok rızık verdi. Bol rızık verilenler, çalıştırdıklarına yeterince vermediklerinden eşitliği sağlayamamaktadırlar. Allah'ın nimetlerini inkâr mı ediyorlar? Toplumlardaki ekonomik dengesizlikler; büyük kutuplaşmalara, çekişmelere neden olmaktadır. Zengin ile fakir arasındaki kazanç uçurumu, her an patlamaya hazır bomba gibidir. Memleketlerin çökme nedeni de rızıkların adaletsiz dağılmasından kaynaklanmaktadır.Cenâbı Allah; insanların çalışmaları için uyguladığı rızık farkı eşitsizliğinin, rızıktan çok pay alanlar tarafından ihtiyaç sahiplerine yansıtarak giderilmesini istemektedir. Kur'ân; infak ve zekât yükümlülüğü ile rızık dengesizliğini gidermiş ve sosyal adaleti temin etmiştir.
" Mallarda yoksulların da hakkı vardır. " prensibi, toplumlardaki barışı mucizevi bir şekilde sağlamıştır. Bir malın helâl olması için, o maldan yoksulun da hakkı verilmelidir. İslâmiyette infak ve zekât yükümlülüğü ile zengin ile yoksul arasında bir köprü kurulmuş, aralarında rızık farkından oluşabilecek bir nefret de sevgi ve dostluğa dönüşmüştür. Yardımlaşma prensibi üzerine oturtulan İslâmiyet; Hz.Muhammed (s.a.v.) ve onu takib eden devirlerde, mükemmel bir toplum olarak altın devrini yaşamıştır. Mal ve servet yalnız zenginler arasında dönüp dolaşan bir güç aracı olmamalı, bütün topluma yayılmalıdır.
Haşr 7: " ... Servet, yalnız zenginler arasında dönüp dolaşan bir kudret aracı olmamalıdır... "
Allahü Teâlâ; ne zengin ve ne de fakir, orta sınıfın çoğunlukta olduğu bir toplumu istemektedir. Böylece servet eşite yakın dağılacağından, yaratılış düzeni gereği adalet temin edilmiş olduğundan insanlar da birbirine sevgi ve saygı ile mutlu bir yaşam süreceklerdir.
ALLAH, EZİLEN TOPLUMUN YANINDADIR28/5-6 : Biz ise Yeryüzünde ezilip horlananlara nîmet ve bağış sunmak, onları önderler yapmak, onları mirasçılar haline getirmek ve Yeryüzünde onlara imkân ve kudret vermek istiyorduk ...7/137 : Ezilip itilmekte olan topluluğu da, Yeryüzünde bereketle donattığımız toprağın doğularına ve batılarına mirasçı kıldık...Fakir, boynu bükük ve güçsüz İsrailoğulları, servetten şımararak azan Mısır Kralı Firavûn ve kodamanları tarafından horlanarak eziliyordu. İki topluluk arasındaki mücadele had safhada iken Cenâb-ı Hakk, Hz. Mûsa’yı görevlendirerek "Yeryüzünde ezilip horlananlara nimet ve bağış sunmak" için Yahudilere yardım elini uzattı. Neticede inkârcı ve zâlim Firavûn ile kodamanları dağıtılarak yok edildiler. Böylece ezilen toplumun ezenlere karşı zaferi sağlandı. Bu İlâhi Yasa diğer toplumlarda da çağlar boyu hükmünü sürdürmektedir.İsrailoğulları, Hz. Mûsa’dan sonra bir müddet imân ve adâletten ayrılmadılar. Ancak daha sonraları da Allahü Teâlâ’ya verdikleri söz ve yeminden döndükleri ve adâletten ayrıldıkları için cezalandırılmışlardır.
VEDA HUTBESİ(9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M. Cuma) Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi'nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitabetti. Bismillahirrahmanirrahim"Hamd Allah'a mahsustur.O'na hamdeder,O'ndan yardım isteriz.Allah kime hidâyet ederse,artık onu kimse saptıramaz.Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez.Şehâdet ederim ki;Allah'dan başka ilâh yoktur.Tektir, eşi, ortağı,dengi ve benzeri yoktur.Yine şehâdet ederim ki,Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür." Ey Nâs!Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum,belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak bir daha berâber olamayacağım.İnsanlar!Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün,bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay,bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise,canlarınız,mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece mukaddestir;her türlü tecâvüzden masûndur.Ashâbım!Yarın rabbınıza kavuşacaksınız.Bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız.Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız.Bu vasiyyetimi burada bulunanlar,bulunmayanlara bildirsinler.Olabilir ki,bildirilen kimse,burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak hıfzetmiş olur.Ashâbım!Kimin yanında bir emânet varsa,onu sâhibine versin.Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır,ayağımın altındadır.Fakat aldığınız borcun aslını ödemek gerekir.Ne zulmediniz,ne de zulme uğrayınız.Allah'ın emriyle bundan böyle fâizcilik yasaktır.Câhiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır.İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib'in oğlu amcam Abbas'ın fâiz alacağıdır.Ashâbım!Câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır.Kaldırdığım ilk kan davası,Abdülmüttalib'in torunu (amcalarımdan Hâris'in oğlu)Rabîanın kan davasıdır.Ey Nâs!Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim.Siz kadınları Allah'ın emâneti olarak aldınız.Onların nâmus ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz.Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır.Sizin kadınlar üzerindeki haklarınız,âile nâmusu ve şerefinizi kimseye çiğnetmemeleridir.Eğer onlar sizden izinsiz râzı olmadığınız kimseleri âile yuvanıza alırlarsa,onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz.Kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise,örfe göre her türlü (meşru ihtiyaçlarını),yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.Mü'minler!Size iki emânet bırakıyorum.Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız.Bu emânetler,Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir.Ey Nâs!Devâmlı dönmekte olan zaman,Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü duruma dönmüştür.Bir yıl, l2 aydır.Bunlardan 4'ü Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep hürmetli aylardır.Ashâbım!Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden nüfûz ve saltanatını kurma gücünü ebedî olarak kaybetmiştir.Fakat size yasakladığım bu şeyler dışında,küçük gördüğünüz şeylerde ona uyarsanız,bu da onu sevindirir.Ona cesâret verir.Dininizi korumak için bunlardan da uzak kalınız.Mü'minler!Sözümü iyi dinleyin,iyi belleyin.Rabbınız birdir,babanız birdir.Hepiniz Âdem'densiniz,Âdem de topraktan yaratılmıştır.Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur.Allah katında üstünlük, ancak takvâ iledir.Müslüman müslümanın kardeşidir.Böylece bütün müslümanlar kardeştir.Gönül hoşluğu ile kendisi vermedikçe,başkasının hakkına el uzatmak helâl değildir.Ashabım!Nefsinize de zulmetmeyin.Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.Bu nasihatlarımı burada bulunanlar,bulunmayanlara tebliğ etsinler.Ey Nâs!Cenâb-ı Hak Kur'an da her hak sahibine hakkını vermiştir.Mirâsçı için ayrıca vasiyyet etmeye gerek yoktur.Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa,ona âittir.Zina eden için ise mahrûmiyet vardır.Babasından başkasına soy(neseb)iddiâsına kalkışan soysuz,yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör,Allah'ın gazabına,meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın.Cenâb-ı Hak böylesi insanların ne tevbelerini ne de adâlet ve şâhitliklerini kabûl eder.Ashabım!Alllah'tan korkun,beş vakit namazınızı kılın,Ramazan orucunuzu tutun,malınızın zekatını verin,âmirlerinize itaat edin.Böylece Rabbınızın Cennetine girersiniz.Ey Nâs!Yarın beni sizden soracaklar,ne dersiniz?Ashâbı kiram: - Allah'ın dinini teblîg ettin,vazîfeni hakkıyla yaptın,bize nasihat ve vasiyette bulundun,diye şehadet ederiz,dediler.Rasûlüllah(s.a.s.)mübarek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırdı,cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa:Şâhid ol Yâ Rab!Şâhid ol Yâ Rab!Şâhid ol Yâ Rab!buyurdu.byHaktan www.byhaktan.blogcu.com
www.byhaktan.blogcu.com