KIYAMET GÜNÜ
Kıyamet günü1 Kıyamet günü2 Kıyamet günü3 Kıyamet günü4 Kıyamet günü5 Kıyamet günü6 KUTUPLARDA ORUÇ VE NAMAZ - »»»-(¯`v´¯)-» DİNİMİ ÖĞRENİYORUM »»»-(¯`v´¯)-» - Blogcu



BYHAKTAN
114/15: De ki: Sığınırım insanların Rabbine, insanların Melîkine, insanların İlâhına; o sinsi aldatıcı şeytanın kötülüğünden. Öyle bir şeytan ki, insanların gönüllerine şüphe ve kuruntu verir. Cinlerden de olur, insanlardan da.

NAMAZ VAKİTLERİ
SON YAZILARIM
4.SALAVAT-I ŞERİF
KADIN VE ERKEĞİN BİRBİRİ ÜZERİNDE OLAN HAKLARI...!
ALLAH(CC)
BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN...!
RAMAZAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN...!
KADIR GECESİ
ESMA KARDEŞİMİZDEN...
FLASHLAR
3.SALAVAT-I ŞERİF HATMİ
ŞEHR-İ RAMAZAN
ORUÇ
ORUCU BOZAN ŞEYLER
ORUCU BOZMAYAN ŞEYLER
ORUÇ ÇEŞİTLERİ
KUTUPLARDA ORUÇ VE NAMAZ
ORUÇ KEFFARETİ
KİMLER ORUÇ TUTMAZ?
3.SALAVAT-I ŞERİF
2.SALAVAT-I ŞERİF HATMİ
ALLAH’IN KUTLU ELÇİLERİNE SAYGI
HASET
2.SALAVAT-I ŞERİF
İBADET EDEN MUTLU OLUR
1.SALAVAT-I ŞERİF HATMİ
KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN...!
KURAN-I KERİM
SOHBET KÖŞESİ

BANNERIM
Sitenize Eklemek için

ARKDAŞLARIMIN BANNERLARI

byHaktan


byHaktan


Nasibim

igra


SAHRE FM™
REKLAM

12/9/2007 - KUTUPLARDA ORUÇ VE NAMAZ

Kategori: ORUC
[BU YAZIYI İZLE]

Kutuplara ve Ay'a giden müslümanın da, seferî değilse, Ramazanda gündüzleri oruç tutması lâzımdır.

24 saatten daha uzun günlerde, oruca saatle başlar ve saatle bozar. Gündüzü böyle uzun olmıyan bir şehirdeki müslümanların zamanına uyar. Eğer oruç tutmazsa, gündüzleri uzun olmayan yere gelince kazâ eder.Ayrıca kutuplarda yaşayan yada 3 -6 arası yaz kış mevsimi yaşayan ülkelerde güneşin insan gölgesini en az gösterdiği an akşam ezanı vekti olarak kabul edilir ve otuç açılır.

İslamiyet’i gönderen, her şeye gücü yeten, her şeyi yoktan yaratan Allahü teâlâdır. Allah için hiçbir zorluk olmaz. Namaz, oruç gibi dinimizin bütün emirleri, zamana göre değişmez. Hiçbiri de çağın şartlarına ters düşmez. Çünkü dini gönderen Allahü teâlâ, her asırda neler olacağını bilir. Zaten bilmeyen ilah olamaz. Öyle ise Allahü teâlânın gönderdiği dinde noksanlık, yanlışlık olmaz. Noksanlık, bir karıncayı, bir arpa tanesini yaratmaktan aciz olan ateistin kafasındadır.

Tefsir, moda kitabı değildir. Her çağa, her asra göre değişik tefsir olmaz. Dinimiz eksik mi ki tamamlanacaktır? Yoksa fazlalık mı var ki çıkarılacak? Dinde eksiklik ve fazlalık olmadığı için değişik, yeni bir tefsire ihtiyaç olmaz. Çünkü dine yeni bir şey eklemek bid’at olur. Dinimizin emirlerini değiştirmek büyük sapıklıktır. Her çağa, her asra göre değişik tefsir yazmak, değişik yorum getirmek demek, dini her asırda bozmak demektir.

İslam âlimleri, olması mümkün olan her meselenin cevabını bildirmişlerdir. Cevap verilmemiş hiçbir mesele kalmamıştır. Kur’an-ı kerimde, beş vakit namazın vakitleri, çeşitli âyet-i kerimelerde bildirildiği halde, Beş vakit namaz tabirinin geçmeyişinin elbette sebepleri vardır. Bunun hikmetlerinden birisi de, kutuplarda ve kutuplara yakın yerlerde, beş vakit namazın hepsinin vaktinin girmemesidir.
Ayakları olmayan kimse için abdestin farzı dört değil, üçtür. Biri sakıt olmuştur. Bulunmayan ayaklar yerine vücudun başka yerini yıkamak gerekmez.

Zengin, İslam’ın beş şartını da yapmakla yükümlü iken, fakire zekat vermek ve şartları yoksa, hacca gitmek de farz değildir. Şu halde ifa bakımından, İslam’ın şartı zengine göre beş iken, fakire göre üçtür. Fakire de, “Sen İslam’ın beş şartını yapmaya mecbursun” denilemez. Çünkü onda zenginlik şartı yoktur.

Muayyen özrü on gün devam eden bir kadın, her ay on gün namaz kılmaz. Çünkü namaz kılmak için o kadında, hadesten taharet şartı yoktur. Özürden kurtulunca kaza etmesi de emredilmemiştir.
Kısa gecelerde şafak kaybolmadan fecrin tulu ettiği ülkelerde, yatsı ve vitrin vakitleri girmediği için bu namazları kılmak gerekmez. (Nimet-i İslam)

Halebi’de buyuruluyor ki:
Vakit girmedikçe, namaz farz olmaz. Nitekim Sadrüddin Bürhan-ül eimme, (Vakti girmediği için yatsı namazı size farz olmaz) diye fetva vermiştir. Şems-ül-eimme Hulvani, (Vakit girmeyen yerlerde yatsı namazı kaza olarak kılınır) diye fetva vermiştir. Ancak bu fetvayı duyan Harezm’de Şeyh-i Kebir Bakkali, (Vakit girmeyen yerlerde yatsı namazı farz olmaz) diye fetva verdi. İmam-ı Hulvani bu fetva üzerine, Şeyh-i Kebir’e, (Beş vakit namazdan birini kaldıran kimse, kâfir olmaz mı?) diye sordurunca, Şeyh-i Kebir de, (Dirsekleri ile birlikte elleri veya aşık kemikleri ile birlikte ayakları olmayan kimse için abdestin farzı kaçtır?) dedi. Daha sonra, (İşte bir abdest uzvu noksan olana abdestin farzı, dört değil, üç olduğu gibi, namaz vakitlerinden bazısı girmeyen yerdeki Müslümanlara, sadece vakti giren namazlar farzdır) buyurdu. Bu cevap karşısında, imam-ı Hulvani, hakkı teslim edip, önceki fetvasından rücu etti.

Şafii âlimlerin çoğuna göre, yatsı ve sabah namazının vakti girmeyen yerlerde bu namazlar, vakitleri giren en yakın bölgeye kıyas edilerek kılınır.

Hanefi’de vakit, namazın hem şartı hem de sebebi olduğu için, sebep bulunmayınca yani vakit girmeyince, o namaz farz olmaz. Vakit girmeden de kılınmaz. Kaza etmek de gerekmez. Fakat bazı âlimlere göre bu iki namazı kılmak farzdır. İhtiyata riayet etmek çok iyi olur. Bu bakımdan bu iki namaz, (Vaktine yetişip de kılamadığım son yatsı) ve (son sabah namazının farzını kılmaya) diye niyet edilerek kılınmalıdır. Bu iki namazı, vakitlerinin başladığı en son günün vakitlerinde kılmak iyi olur.
Bu iki namaz vaktinin başlamadığı zamanlarda, daha önce vakitlerinin olduğu en son günün vakitlerini esas alarak, normal vakti girene kadar her zaman o vakitte kılınır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum Gönder!

Son sayfa :: Önceki Sayfa

VEDA HUTBESİ

(9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M. Cuma) Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi'nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitabetti.

Bismillahirrahmanirrahim

"Hamd Allah'a mahsustur.
O'na hamdeder,
O'ndan yardım isteriz.
Allah kime hidâyet ederse,
artık onu kimse saptıramaz.
Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez.
Şehâdet ederim ki;
Allah'dan başka ilâh yoktur.
Tektir, eşi, ortağı,
dengi ve benzeri yoktur.
Yine şehâdet ederim ki,
Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür.
" Ey Nâs!
Sözümü iyi dinleyiniz.
Bilmiyorum,belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak bir daha berâber olamayacağım.
İnsanlar!
Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün,
bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay,
bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise,
canlarınız,mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece mukaddestir;
her türlü tecâvüzden masûndur.
Ashâbım!
Yarın rabbınıza kavuşacaksınız.
Bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız.
Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız.
Bu vasiyyetimi burada bulunanlar,
bulunmayanlara bildirsinler.
Olabilir ki,bildirilen kimse,
burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak hıfzetmiş olur.
Ashâbım!
Kimin yanında bir emânet varsa,
onu sâhibine versin.
Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır,
ayağımın altındadır.
Fakat aldığınız borcun aslını ödemek gerekir.
Ne zulmediniz,
ne de zulme uğrayınız.
Allah'ın emriyle bundan böyle fâizcilik yasaktır.
Câhiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır.
İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib'in oğlu amcam Abbas'ın fâiz alacağıdır.

Ashâbım!

Câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır.
Kaldırdığım ilk kan davası,
Abdülmüttalib'in torunu (amcalarımdan Hâris'in oğlu)
Rabîanın kan davasıdır.

Ey Nâs!

Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim.
Siz kadınları Allah'ın emâneti olarak aldınız.
Onların nâmus ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz.
Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır.
Sizin kadınlar üzerindeki haklarınız,
âile nâmusu ve şerefinizi kimseye çiğnetmemeleridir.
Eğer onlar sizden izinsiz râzı olmadığınız kimseleri âile yuvanıza alırlarsa,
onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz.
Kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise,
örfe göre her türlü (meşru ihtiyaçlarını),
yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

Mü'minler!

Size iki emânet bırakıyorum.
Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız.
Bu emânetler,Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir.

Ey Nâs!

Devâmlı dönmekte olan zaman,
Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü duruma dönmüştür.
Bir yıl, l2 aydır.
Bunlardan 4'ü Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep hürmetli aylardır.

Ashâbım!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden nüfûz ve saltanatını kurma gücünü ebedî olarak kaybetmiştir.
Fakat size yasakladığım bu şeyler dışında,
küçük gördüğünüz şeylerde ona uyarsanız,
bu da onu sevindirir.Ona cesâret verir.
Dininizi korumak için bunlardan da uzak kalınız.

Mü'minler!

Sözümü iyi dinleyin,
iyi belleyin.
Rabbınız birdir,babanız birdir.
Hepiniz Âdem'densiniz,
Âdem de topraktan yaratılmıştır.
Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur.
Allah katında üstünlük, ancak takvâ iledir.
Müslüman müslümanın kardeşidir.
Böylece bütün müslümanlar kardeştir.
Gönül hoşluğu ile kendisi vermedikçe,başkasının hakkına el uzatmak helâl değildir.
Ashabım!
Nefsinize de zulmetmeyin.Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.
Bu nasihatlarımı burada bulunanlar,bulunmayanlara tebliğ etsinler.

Ey Nâs!

Cenâb-ı Hak Kur'an da her hak sahibine hakkını vermiştir.
Mirâsçı için ayrıca vasiyyet etmeye gerek yoktur.
Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa,ona âittir.
Zina eden için ise mahrûmiyet vardır.
Babasından başkasına soy(neseb)iddiâsına kalkışan soysuz,yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör,
Allah'ın gazabına,meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın.
Cenâb-ı Hak böylesi insanların ne tevbelerini ne de adâlet ve şâhitliklerini kabûl eder.

Ashabım!

Alllah'tan korkun,beş vakit namazınızı kılın,Ramazan orucunuzu tutun,malınızın zekatını verin,âmirlerinize itaat edin.
Böylece Rabbınızın Cennetine girersiniz.

Ey Nâs!

Yarın beni sizden soracaklar,ne dersiniz?
Ashâbı kiram: - Allah'ın dinini teblîg ettin,vazîfeni hakkıyla yaptın,bize nasihat ve vasiyette bulundun,diye şehadet ederiz,dediler.
Rasûlüllah(s.a.s.)mübarek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırdı,
cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa:
Şâhid ol Yâ Rab!
Şâhid ol Yâ Rab!
Şâhid ol Yâ Rab!buyurdu.

byHaktan

www.byhaktan.blogcu.com

 
MENÜ
Ana Sayfa
Profilim
Arşivler
Giriş Sayfası Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
byHaktan
SALAVAT KUMBARASI
SAHRE FM
TAKVİM - SAYAÇ
ESMAÜL HÜSNA
GÖRÜNTÜLÜ HATİM ÖZEL
sfm ilhan Tok
sfm Kabe İmamları
sfm Abdul Samed
sfm SIddIk Minsevi
sfm Fatih Çollak
SON YORUMLAR
selevati şerif
hey
buda benim yorumum
peygamberimiz
merhaba
salavat
dualar
salavat
sselavat
SALAVAT
ARKADAŞLARIM
munu
igra
ibretlik
mnelam
cennetkokusu
berkoz
agustosyagmuru50
hayatingercegi
corcianaz
nasibim
arzuaytur
kadifece
asu78
asu42
mansurilhanyakar
cennetulhuri
yesilpencere
kbveasu
mnelam1
rufeydem
bymerocan
gulkokulum
esmalal
1001kopru
guleferman
mavigunce
teknorc
ALLAH'IN SEVMEDİKLERİ
ZALİMLER
KAFİRLER
BOZGUNCULAR
KİBİRLİLER
SERVETTEN ŞIMARIP AZANLAR
HAİNLİK EDENLER
İSRAF EDENLER (CİMRİLİK)
KATEGORİLERİM
BİR HADİS-BİR DUA


TASARIM
bu şablonu byHaktan hazırlamıştır. sayfa themesi sadece byHaktan a aittir.
© 2007
NurluYuz Dini100.Net Toplist www.gencturkler.biz Toplist Siteni Ekle - Bedava Hit - Kral Oyun - knightonlinekoxp - komik videolar - minik peri oyunu yeniListe.com
mirc
UzmanWeb.Net Toplist Image Hosted by ImageShack.us Sitesitesi.NET Bulma motoru Kişisel